Firdevs Esin Turhan
Email:
Biyografi
Merhaba:) Demek bir yazarın geçmişini merak ediyorsun, kitaba direkt başlamıyor bu satırları inceliyorsun. Acaba nasıl bir özgeçmiş seni etkilerdi? Çok okul okumamış, uzak dağ köylerinde teknolojiden yoksun biri olsaydım mesela? Ya da okumaktan ömrü hayatı boyunca nefret eden, dersleri hep kötü gelip illallah etmiş bir maceraperest olarak bir kitap yazmış olmam sana vay be dedirtir miydi? Yoksa yazarların bir değil birden fazla üniversite bitirmiş, evlerinde dev kütüphaneleri olan, Harry Potter gözlüklü bir bilgin olduklarını mı hayal ediyorsun? Bunları öğrenerek başlayınca kitabı farklı bir gözle mi okuyorsun? Ne var biliyor musun; önyargılar... Yerin dibine gömülesice, üzerinde tepilesice önyargılar... Oysa her insanın ve dahi benim de ruhumda her meseleden biraz olamaz mı? Okulları zaman zaman çok sevmiş, zaman zaman kaçmak isteyip göz belertmiş, ağız yamultmuş olabilirim. Kitap okumayı çok sevmiş ama evde hepsini biriktirmemiş, şehirde büyüyüp kalbini köylerin yeşilinde bırakmış, teknolojiyi vezir değil esir etmiş de olabilirim. Ruhumda her renk fırça izi var ama en çok da değişim ve dönüşüm var. Ve her zaman umut! Yine de merak mı ediyorsun nerede doğdum?

Bursa’da. Üstelik hayatımın tamamı Bursa’da geçti, ilerisini bilmem... Bir adım Öğretmen’dir, diğer adım Anne... İsmimden sonra bana en çok böyle seslenilir. Ha, öğrencilerim bazen Tiçır, hatta Tiçırcım, Tiçırım gibi de seslenebiliyorlar. E, İngilizce öğretmeni olduğumu tahmin ettin sanırım. Anne ismini bana oğullarım koydu. Onların da 726 tane falan isimleri olabilir; Yavrum, Oğlum, Evladım, Şaşkoloz, Pırtık, Baldanadam, Şekerli, Ağzını yidiğim, Keçi, Fasulye, İnsan Kırıntısı, Tospali, Lokum... İçlerinden en çok Mehmet Taha ve Selim isimlerini severim.

Bu oğlanbeylere bol bol yazıyorum. Onlara onları anlatacak ama bu bilgileri geçmişten, o anın içinden bildiren yazılar. Çaktırma ama belki 20 yıl sonraki kendime de bir selam çakıyorum, kendimin hâlini hatırını soruyorum. Çünkü onlar okumasalar da ben açıp mutlaka okurum neler yazmışım diye. İnşallah eski günlerin satırlarını okurken keyfim âlâ olur, tek derdim derimin kırışması olur, o da dert değil. Yazma işini biraz farklı bir boyuta taşıyarak bu kitaba talip oldum. İyi halt ettim. Utanırım ben yazdıklarımı başkaları okuyunca. Ama hissedilen onca duygu arasından cesaretim baskın çıktı bu sefer. Evelallah dedik ve sen geldin... Her satırında benimlesin, seninleyim ben de...

Şifa niyetine, şifa Allah’tan diyelim. Keyifli okumalar.