Bahaettin Karakoç
Email: -
Biyografi
Hamdolsun yüce Rabb’ına ki Bahaettin Karakoç’u Türkiye’de yaratmıştır. Hamdolsun ki Müslüman’dır, son peygamberin ümmetlerindendir. Bezm-i elest akdine sâdık, Kaalübela’dan beri açlığı, susuzluğu hiç geçmeyen bir âşıktır. Yangını yüreğinden, dumanı başından, zikri yüreğinden hiç eksik olmaz. İşte bir ömrün özeti bu. Fazlası bir teferruattır.
Detaylara gelince: Soycak şair bir ailenin ilk erkek çocuğu olan Bahaettin KARAKOÇ, Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi doğumludur. Baba ve anne tarafları oldukça varlıklı ve hoca takımından olduğu için gözlerini dünyaya açtığında oyuncaklarla değil kitaplarla karşılaşmıştır. İlk öğrenimini sonradan Ekinözü adıyla ilçe olan Celâ köyünde, orta öğrenimini ise Adana-Düziçi ve Ankara-Hasanoğlan Köy Enstitüleri’nde tamamladı. İlkokul 3.sınıfa giderken bir haftada eski yazıyı öğrendi ve bir ayda da Kuran-ı Kerim’i aktardı. Ölünceye kadar yakasını bırakmayacak olan şiirin rüzgârına da aynı zaman diliminde yakalandı.29 Ağustos 1944 tarihinde memurluğa atandı. Kahramanmaraş’taki sağlık kuruluşlarında 32 yıl 8 ay sağlık memuru olarak çalıştıktan sonra kendi isteğiyle emekli oldu. Askerliğini yedek subay olarak İstanbul’da 3.Bağımsız Korugan Taburunda yaptı. 4’ü kız,5’i erkek olmak üzere 9 çocuk babasıdır. İlk şiiri 1942 yılında Yurt Gazetesi’nde yayınlandı ve böylece 63 yıllık sanat macerası başladı. 1960’lara kadar yazıp çeşitli dergilerde yayınlattığı şiirlerinin hiç birini kitaplarına almadı. Esas sanat dönemi 1973’te yayınlanan Seyran kitabıyla başlar ve üslûbu netleşir. 1962’de Akşam Gazetesiyle Türk Kadınlar Birliği’nin ortaklaşa düzenledikleri Türkiye çapındaki bir edebiyat yarışmasında hikâye dalında “İsa ile İshak” adlı hikâyesiyle ikincilik ödülü aldı. 1983 yılında KASD (Kayseri Sanatçılar Derneği) tarafından yılın şairi seçildi. 1986 yılında “Bir Çift Beyaz Kartal” adlı kitabıyla şiir dalında Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü aldı. 1986 yılında çıkarmaya başlayıp 37 sayı çıkardıktan sonra ekonomik sebeplerden dolayı kapatmak zorunda kaldığı “Dolunay Sanat ve Edebiyat Dergisi” ve ülkenin dört bir yanında kendisini ispatlamış şairlerin katılımıyla 16 yıldır aralıksız gerçekleştirilen “Geleneksel Dolunay Şiir Şölenleri”yle şiiri ayağa kaldırmaya soyundu ve vermek istediği mesaj Türkiye genelinde yayıldı. Kurmuş olduğu Dolunay Yayınları ile de yazarlık ve şairlik damarı olan gençleri edebiyat dünyasına kazandırmayı amaçladı.
1989 yılında Kültür Bakanlığı’nın tercihi ile Türkiye’yi temsilen STRUGUA Uluslararası Şiir Akşamları Festivali’ne katıldı ve burada bir de tebliği sundu. 1991 yılında Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen münacaat yarışmasında “Beyaz Dilekçe” isimli şiiriyle birincilik kazandı. 1993’te Türkçe’nin Uluslararası 2.Şiir Şöleni için gittiği Kazakistan Başkalası Almaatı’da Büyük Abay Ödülü’yle ödüllendirildi. Ayrıca Uzunağaç Kolhozu’nda kendisine at hediye edildi ve Çapan giydirildi. 1997’de Malatya Büyükşehir Belediyesinin açmış olduğu Malatya konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı. 1998’de iki aylık “Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi SEVİYE” (Mart-Nisan 1998) 6. sayısını “Yaşayan Türk Şiirinin Dede Korkut’u Bahaettin KARAKOÇ” üst başlığı ile; 2003’de “Mefkûre” Dergisi 11. sayısını “Türk Şiirinin Yaşayan Aksakalı” üst başlığı ile Bahaettin KARAKOÇ özel sayıları olarak çıkardı. Aylık fikir ve sanat dergisi Türk Edebiyatı ise Temmuz 2003 tarihli 357.sayısında kapağına şairin fotoğrafını koyarak "Şiirimizin Yüz Akı Bahaettin KARAKOÇ" spotuyla açtığı dosyada ona geniş sayfalar ayırmıştır. 2003’te Türkiye Yazarlar Birliği 25.yıl faaliyetleri yaşayan yazarlara saygı kapsamında "Şehrin Kapılarındaki Şair Bahaettin KARAKOÇ" ve "Türk Şiirinin Çeyrek Asrı" başlıklarında 2 gün süren (17 Mayıs 2003-18.Mayıs 2003) bir program gerçekleştirdi. Çeşitli üniversitelerde şair ve sanatıyla ilgili çok sayıda bitirme ve yüksek lisans tezleri yapıldı. Onlarca şiiri yabancı dillere de çevrilmiştir. 2004’de sponsorluğunu başından beri Tarsus Belediyesi’nin yaptığı “Karacaoğlan Şelâle Şiir Akşamları” etkinlikleri içerisinde her yıl bir şaire verilen “Karacaoğlan Onur Ödülü”nü aldı. Şiir, hikâye ve yazıları Hisar, Varlık Yıllığı, Türk Edebiyatı, Dolunay, Doğuş Edebiyat, Milli Kültür, Kültür ve Sanat gibi yüzlerce sanat edebiyat dergilerinde yayınlandı. Önceleri halk şiirine daha yakın olan şiir anlayışını son dönemlerinde modern tarzla birleştirip kendine özgü yeni bir çizgi ortaya koymayı başardı. Birebir yaşadıklarını yazan, yazarken de yeniden yaşayan KARAKOÇ, gölgesi, çiçeği, meyvesi ve kendine özgü bir aroması olan şairlerdendir. Şiirde biçimi bir enstrümana benzetir, bunu da sesin belirleyeceğine özellikle vurgu yapar. "Yarar yönünden ister meyve versin, ister gölge, ister yaş olsun ister kuru, ister bir tenhada dikili dursun ister bir eşya olarak evimizin bir yerinde otursun, ağaç hep aynı ağaçtır, muhakkak bir yerde ihtiyacımızı karşılar. Sağlam bir etik, ilkeli bir estetik ve helâl ölçekli bir yarar sarmalında şiir de tıpkı bir ağaç gibidir; sanatı besleyen bu üç ana arterdir." diyen Karakoç bir yerde şiiri tanımlarken de “kalbin bir zikir aracı olan şiir, trajik bir iç yangını, aşkın sıcak kanatları altında doğan bir kutsanmış sözler armonisi ve dört kelimeyle özetleyecek olursak evrensel bir dua biçimidir.” der ve bu tanımlamanın sınırlarını daha da genişleterek "Mutlak gerçeğe, mutlak güzele yönelmenin dillenişi ve kalbin dirilişidir" hükmüyle noktalar. Bahaettin KARAKOÇ’un sanatı hakkında Prof. Dr. Sadık Kemal TURAL “Baheettin KARAKOÇ kırk yıllık şiir maceramızın dünyasında kendi şiir tekkesinin şeyhi olanlardan. Üslubu, hassasiyeti ve form kullanmasıyla adeta bir şiir şeyhi derken, Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN, "Karakoç şiir altın arayıcısıdır ve fakat yalnız altın arayıcısı değil, o bir dil kuyumcusudur da. Ay’ı, güneşi, dağı, düzü, geceyi, gündüzü bir mücevher halinde bize sunar ve müthiş bir söz virtüözüdür. Kelimeyle şiirle bizi büyüler ve kendini de bizi de uçsuz bucaksız hayal alemlerinde uçurur” demektedir. Velûttur."Mola yok, yola revân" diyor ve hâlâ sımsıcak şiirler yazıyor.